Merhaba sevgili öğrenciler, bu soruyu adım adım inceleyerek doğru cevabı bulalım.
Öncelikle dizeyi dikkatlice okuyalım:
- "Gözlerin iki güvercin gibi uçar gider benden uzaklara."
Şimdi dizedeki temel unsurları ve anlamı belirleyelim:
- "Gözlerin": Şairin veya konuşanın gözleri.
- "iki güvercin gibi": Gözler, iki güvercine benzetiliyor. Burada "gibi" edatı kullanılmış.
- "uçar gider benden uzaklara": Gözlerin, güvercinler gibi uçup uzaklaşması eylemi.
Şimdi seçenekleri ve edebi sanatları inceleyelim:
- A) İstiare (Eğretileme): Bir sözün benzetme amacıyla başka bir söz yerine kullanılmasıdır. İstiarede, benzetmenin temel öğelerinden biri (benzeyen veya benzetilen) söylenmez, diğeriyle çağrıştırılır.
- Kapalı İstiare: Sadece benzeyen (benzetilen şey) söylenir, benzetilen (kendisine benzetilen şey) söylenmez ama onun bir özelliği veya eylemiyle çağrıştırılır. Örneğin, "Ay dede gülümsedi." (Ay, insana benzetilmiş ama insan kelimesi geçmiyor, gülümseme eylemiyle çağrıştırılıyor.)
- Açık İstiare: Sadece benzetilen (kendisine benzetilen şey) söylenir, benzeyen (benzetilen şey) söylenmez. Örneğin, "Aslanlarımız cephede kükredi." (Aslanlarımız derken askerler kastediliyor, asker kelimesi geçmiyor.)
- B) Teşhis (Kişileştirme): İnsan dışındaki varlıklara insana ait özellikler verme sanatıdır. Örneğin, "Rüzgar fısıldadı." (Fısıldamak insana ait bir özelliktir.)
- C) Tecahül-i arif (Bilmezden Gelme): Bilinen bir şeyi bilmezlikten gelme sanatıdır. Örneğin, "Şu güzellikler, bu cennet vatan kimin?" (Vatanın kimin olduğu biliniyor ama bilmezden geliniyor.)
- D) Kinaye: Bir sözü gerçek anlamının tam tersini kastederek kullanma veya bir şeyi ima etme sanatıdır. Örneğin, "Ne kadar da zekisin!" (Aslında zeki olmadığını vurgulamak için söylenir.)
Şimdi dizeye geri dönelim: "Gözlerin iki güvercin gibi uçar gider benden uzaklara."
- Burada "gözler" (benzeyen) "güvercin"e (benzetilen) benzetilmiştir. "Gibi" edatı kullanıldığı için ilk bakışta "teşbih" (benzetme) sanatı akla gelebilir.
- Ancak dikkat etmemiz gereken nokta, "uçar gider" eylemidir. Gözler fiziksel olarak uçamaz. Uçmak, güvercinlere ait bir eylemdir.
- Şair, "gözler"e (benzeyen) "güvercinin" (benzetilen) bir özelliği olan "uçma" eylemini yüklemiştir. Bu durumda, gözler güvercine benzetilmiş, ancak güvercinin kendisi değil, onun "uçma" eylemi üzerinden bu benzetme kurulmuştur.
- Bir varlığın (gözlerin) başka bir varlığın (güvercinin) özelliğini (uçmak) alması ve bu özelliğin o varlığa yüklenmesi, **kapalı istiare**nin temelini oluşturur. "Gibi" edatı bu benzetmeyi pekiştirse de, asıl sanatsal etki, bir varlığın özelliğinin başka bir varlığa aktarılmasıyla oluşan mecazlı anlatımdır. Gözlerin uçması, gerçek anlamda mümkün olmadığı için bu bir istiaredir.
Bu nedenle, dizede öncelikle bulunan edebi sanat **İstiare**dir.
Cevap A seçeneğidir.