Pastoral şiir, adını Latince "pastor" yani çoban kelimesinden alır. Doğayla iç içe, genellikle kırsal yaşamı, çobanların aşklarını, doğanın güzelliklerini ve basit yaşamın idealize edilmiş halini konu edinen bir şiir türüdür. Şehir hayatının karmaşasından uzak, huzurlu ve dingin bir atmosfer yaratmayı amaçlar.
Pastoral şiirin kökleri Antik Yunan'a kadar uzanır. Theokritos'un "İdiller"i, pastoral şiirin ilk örneklerinden biri olarak kabul edilir. Daha sonra Romalı şair Vergilius, "Bucolica" adlı eseriyle pastoral şiirin gelişimine önemli katkılar sağlamıştır.
Rönesans döneminde pastoral şiir yeniden canlanmış ve İngiliz edebiyatında Edmund Spenser'ın "The Shepheardes Calender"ı gibi önemli eserler verilmiştir. Türk edebiyatında ise Abdülhak Hamit Tarhan'ın "Sahra"sı ve Yahya Kemal Beyatlı'nın bazı şiirleri pastoral özellikler taşır.
Theokritos'tan bir örnek:
"Tatlı esinti çam ağacından eser,
Ve gürül gürül akar pınarın sesi.
Arı, petekleri doldurur durmadan,
Ve taze elmalar düşer dallarından."
Vergilius'tan bir örnek:
"Tityrus, sen, gölgelik bir kayının altında uzanmış,
İnce yulaf kamışından kır düdüğünü çalıyorsun;
Biz, yurdumuzun sınırlarını bırakıp gidiyoruz,
Sen, Tityrus, gölgelik ormanda aşk şarkıları söylüyorsun."
Günümüzde pastoral şiir, geçmişteki kadar popüler olmasa da, doğa sevgisini ve kırsal yaşamın güzelliklerini dile getiren şairler hala bulunmaktadır. Modern pastoral şiir, bazen doğanın tahrip edilmesi gibi çevresel sorunlara da değinerek, daha güncel bir bakış açısı sunmaktadır.