🚀 Online Kendi Sınavını Oluştur ve Çöz!

10. sınıf edebiyat 1. dönem 2. yazılı 5. senaryo meb Test 1

Soru 01 / 10

🎓 10. sınıf edebiyat 1. dönem 2. yazılı 5. senaryo meb Test 1 - Ders Notu

Merhaba sevgili öğrenciler! Bu ders notu, 10. sınıf edebiyat 1. dönem 2. yazılı sınavınızda karşılaşabileceğiniz dil bilgisi ve edebiyat konularını sade bir dille özetlemek için hazırlandı. Başarılar dileriz!

📌 Fiilimsiler (Eylemsiler)

Fiilimsiler, fiil kök veya gövdelerinden türeyen, fiil özelliğini tamamen kaybetmeyip cümle içinde isim, sıfat veya zarf görevi üstlenen sözcüklerdir. Çekimli fiillerden farklı olarak kip ve kişi eki almazlar.

  • İsim-Fiil (Mastar): Fiile "-ma / -me, -mak / -mek, -ış / -iş / -uş / -üş" ekleri getirilerek yapılır. Cümlede isim gibi kullanılır.
    • Örnek: "Kitap okumak en sevdiğim şeydir."
    • Örnek: "Onun gülüşü içimi ısıtır."
  • Sıfat-Fiil (Ortaç): Fiile "-an / -en, -ası / -esi, -maz / -mez, -ar / -er / -ır / -ir / -ur / -ür, -dık / -dik / -duk / -dük, -acak / -ecek, -mış / -miş / -muş / -müş" ekleri getirilerek yapılır. Bir ismi niteler veya adlaşmış sıfat-fiil olarak isim görevinde kullanılır.
    • Örnek: "Koşan çocuk düştü." (çocuğu niteledi)
    • Örnek: "Gelecek günler güzel olacak." (günleri niteledi)
    • Örnek: "Düşeni kaldırmak gerekir." (adlaşmış sıfat-fiil)
  • Zarf-Fiil (Bağ-Fiil / Ulaç): Fiile "-ken, -alı / -eli, -madan / -meden, -ince / -ınca, -ip / -ıp / -up / -üp, -arak / -erek, -dıkça / -dikçe, -r...-maz, -a...-a, -casına / -cesine, -maksızın / -meksizin, -dığında / -diğinde" gibi ekler getirilerek yapılır. Cümlede zarf görevinde bulunur, eylemin zamanını veya durumunu bildirir.
    • Örnek: "Gülerek içeri girdi." (nasıl girdi?)
    • Örnek: "Gelirken ekmek al." (ne zaman al?)

💡 İpucu: Fiilimsiler, kip ve kişi eki almaz. Eğer bir sözcük bu ekleri almışsa, o çekimli bir fiildir, fiilimsi değildir. Örneğin "gelmiş" kelimesi, "gelmiş öğrenci" dersek sıfat-fiil (mış eki), "O dün gelmiş" dersek çekimli fiildir (duyulan geçmiş zaman kipi).

📝 Cümle Çeşitleri

Cümleler, farklı özelliklerine göre çeşitli gruplara ayrılır. Bu gruplamalar, cümlenin yapısını, anlamını, yüklemin yerini ve türünü dikkate alır.

  • 1. Yüklemin Türüne Göre Cümleler:
    • Fiil Cümlesi: Yüklemi çekimli bir fiil olan cümlelerdir. Örnek: "Çocuklar bahçede oynuyor."
    • İsim Cümlesi: Yüklemi isim soylu bir sözcük veya söz öbeği olan cümlelerdir. Ek fiil (idi, imiş, -dir) alarak yüklem olurlar. Örnek: "Hava bugün çok güzeldi."
  • 2. Yüklemin Yerine Göre Cümleler:
    • Kurallı (Düz) Cümle: Yüklemi sonda bulunan cümlelerdir. Örnek: "Ali okula gitti."
    • Devrik Cümle: Yüklemi sonda olmayan (başta veya ortada) cümlelerdir. Örnek: "Gitti Ali okula."
    • Eksiltili Cümle: Yüklemi söylenmemiş, okuyucunun veya dinleyicinin tamamlaması beklenen cümlelerdir. Sonuna üç nokta (...) konulur. Örnek: "Karşımızda yemyeşil bir vadi..."
  • 3. Anlamına Göre Cümleler:
    • Olumlu Cümle: Eylemin gerçekleştiğini veya yargının var olduğunu bildiren cümlelerdir. Örnek: "Yemek pişirdim."
    • Olumsuz Cümle: Eylemin gerçekleşmediğini veya yargının olmadığını bildiren cümlelerdir. "-ma / -me" eki, "değil", "yok" gibi kelimelerle yapılır. Örnek: "Yemek pişirmedim."
    • Soru Cümlesi: Bir şeyi öğrenmek amacıyla soru soran cümlelerdir. Soru işareti (?) ile biter. Örnek: "Nereye gidiyorsun?"
    • Ünlem Cümlesi: Şaşırma, sevinç, korku, acı gibi duyguları anlatan veya seslenme bildiren cümlelerdir. Ünlem işareti (!) ile biter. Örnek: "Eyvah, anahtarımı unuttum!"
  • 4. Yapısına Göre Cümleler:
    • Basit Cümle: Tek bir yargı (tek bir çekimli fiil) bildiren, içinde fiilimsi veya başka bir yan cümlecik bulunmayan cümlelerdir. Örnek: "Çocuklar parkta oynadı."
    • Birleşik Cümle: Bir temel cümle ile en az bir yan cümlecikten oluşan cümlelerdir. Yan cümleler genellikle fiilimsilerle, ki bağlacıyla veya şart kipiyle kurulur.
      • Girişik Birleşik Cümle: Yan cümlesi fiilimsilerle kurulan cümlelerdir. Örnek: "Kitap okuyarak bilgi ediniriz." (Okuyarak: zarf-fiil, yan cümle)
      • Ki'li Birleşik Cümle: Yan cümlesi "ki" bağlacıyla temel cümleye bağlanan cümlelerdir. Örnek: "Biliyorum ki sen başaracaksın."
      • Şartlı Birleşik Cümle: Yan cümlesi "-se / -sa" şart kipiyle kurulan cümlelerdir. Örnek: "Erken yatarsa erken kalkar."
      • İç İçe Birleşik Cümle: Başka bir cümlenin içinde alıntı cümle olarak yer aldığı cümlelerdir. Örnek: "Annem 'Yemeğini bitir.' dedi."
    • Sıralı Cümle: Birden çok bağımsız cümlenin virgül (,) veya noktalı virgül (;) ile birbirine bağlanmasıyla oluşan cümlelerdir.
      • Bağımlı Sıralı Cümle: Ortak ögesi (özne, nesne, tümleç vb.) olan sıralı cümlelerdir. Örnek: "Ali geldi, (Ali) oturdu."
      • Bağımsız Sıralı Cümle: Ortak ögesi olmayan sıralı cümlelerdir. Örnek: "Yağmur yağdı, her yer ıslandı."
    • Bağlı Cümle: Birden çok bağımsız cümlenin "ve, ama, fakat, ancak, lakin, çünkü, oysa, halbuki" gibi bağlaçlarla birbirine bağlanmasıyla oluşan cümlelerdir. Örnek: "Çok çalıştım ama sınavı geçemedim."

⚠️ Dikkat: Yapısına göre cümlelerde "tek yargı" veya "birden çok yargı" kavramına odaklanın. Fiilimsiler, yan cümle oluşturarak yargı sayısını artırır.

🚫 Anlatım Bozuklukları

Cümlede düşüncenin açık, anlaşılır ve doğru bir şekilde ifade edilmesini engelleyen her türlü hataya anlatım bozukluğu denir. İki ana başlıkta incelenir: Anlamsal (anlama dayalı) ve Yapısal (dil bilgisine dayalı).

  • A. Anlamsal (Anlama Dayalı) Anlatım Bozuklukları:
    • Gereksiz Sözcük Kullanımı: Aynı anlama gelen veya cümleden çıkarıldığında anlamda daralma yapmayan sözcüklerin kullanılması. Örnek: "Birlikte el ele tutuşup yürüdüler." (El ele tutuşmak zaten birlikte yapılır.)
    • Anlamca Çelişen Sözcüklerin Kullanımı: Cümlede birbirine zıt anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması. Örnek: "Şüphesiz bu işi kesinlikle o yapmıştır."
    • Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması: Bir sözcüğün cümlede kastedilen anlam dışında kullanılması. Örnek: "Bu olayda gençlerin payı azımsanmayacak kadar fazladır." (Azımsamak yerine küçümsenmeyecek olmalı.)
    • Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması: Bir sözcüğün cümlede anlamı bozacak şekilde yanlış konumlandırılması. Örnek: "Yeni eve gelmiştim ki telefon çaldı." (Eve yeni gelmiştim.)
    • Deyim ve Atasözü Yanlışlıkları: Deyim veya atasözünün yanlış anlamda kullanılması ya da yapısının bozulması. Örnek: "Bu fırsatı kaçırdığıma eteklerim zil çaldı." (Etekleri tutuşmak olmalı.)
    • Anlam Belirsizliği (Noktalama Eksikliği): Bir sözcüğün birden fazla anlama gelmesi veya noktalama işaretlerinin eksikliği nedeniyle cümlenin birden fazla şekilde anlaşılması. Örnek: "Genç doktora baktı." (Genç mi doktora baktı, yoksa genç bir doktor mu bakıldı?)
    • Mantık ve Sıralama Yanlışlığı: Olayların veya durumların mantık akışına veya önem sırasına uymaması. Örnek: "Bırakın patates soymayı, yemek bile yapamaz."
  • B. Yapısal (Dil Bilgisine Dayalı) Anlatım Bozuklukları:
    • Özne-Yüklem Uygunsuzluğu: Özne ile yüklemin kişi, tekillik-çoğulluk veya çatı bakımından uyumsuz olması. Örnek: "Herkes sessizce dışarı çıktı." (Herkes çoğul gibi görünse de tekil yüklem ister.)
    • Öge Eksikliği: Cümlede bulunması gereken bir ögenin (özne, nesne, tümleç vb.) eksik olması. Genellikle sıralı veya bağlı cümlelerde görülür. Örnek: "Ona güvenir, her sırrımı söylerim." (Ona güvenir, her sırrımı ona söylerim.)
    • Tamlama Yanlışlıkları: İsim veya sıfat tamlamalarında tamlayan veya tamlanan eksikliği/yanlışlığı. Örnek: "Siyasi ve ekonomi sorunlar." (Siyasi sorunlar ve ekonomi sorunları.)
    • Ek Fiil Eksikliği: Özellikle sıralı ve bağlı cümlelerde ek fiilin ortak kullanılmasının yanlış olması. Örnek: "Bu ev küçük, ama kullanışlı değildi." (Bu ev küçüktü, ama kullanışlı değildi.)
    • Çatı Uyumsuzluğu: Birleşik yapılı cümlelerde fiillerin çatılarının (etken/edilgen) uyumsuz olması. Örnek: "Sınav soruları çözülüp kontrol ettik." (Sınav soruları çözülüp kontrol edildi.)

💡 İpucu: Anlatım bozukluklarını bulmak için cümleyi dikkatlice okuyun ve anlamı bozan, gereksiz veya eksik olan bir bölüm olup olmadığını sorgulayın. Cümleyi daha kısa ve net hale getirmeye çalışın.

📚 Edebi Akımlar

Edebi akımlar, belirli bir dönemde sanatçıların ortak estetik anlayış, dünya görüşü ve biçim özellikleri etrafında birleşerek oluşturdukları sanatsal hareketlerdir.

  • Klasisizm (17. yy): Akıl, sağduyu ve kuralcılık ön plandadır. Konular eski Yunan ve Latin edebiyatından alınır. Kahramanlar soylu kişilerdir. Sanat sanat içindir anlayışı hakimdir. Önemli temsilciler: Racine, Corneille, Moliere.
  • Romantizm (18. yy sonu - 19. yy başı): Duygu, hayal ve coşku ön plandadır. Akıl ve kurallar reddedilir. Sanat toplum içindir anlayışı benimsenir. Kahramanlar her kesimden olabilir. Doğa tasvirleri önemlidir. Önemli temsilciler: Victor Hugo, Rousseau, Goethe.
  • Realizm (19. yy ortası): Gerçekçilik esastır. Gözlem ve belgelere dayanılır. Duygu ve hayaller reddedilir. Nesnel bir anlatım benimsenir. Sanat sanat içindir. Önemli temsilciler: Balzac, Stendhal, Flaubert, Tolstoy, Dostoyevski.
  • Natüralizm (19. yy sonu): Realizmin ileri ve aşırı bir şeklidir. Bilimsel determinizmden etkilenir. İnsanlar birer biyolojik varlık olarak ele alınır. Çevre ve soya çekimin insan üzerindeki etkisi vurgulanır. Deneysel roman türü gelişmiştir. Önemli temsilciler: Emile Zola, Maupassant.
  • Parnasizm (19. yy sonu): Şiirde realizm olarak bilinir. Şiirde biçim mükemmelliği ve nesnellik aranır. Duygu ve düşüncelerden çok, dış görünüş ve tasvir önemlidir. Sanat sanat içindir. Önemli temsilciler: Tevfik Fikret (Türk edebiyatında), Gautier.
  • Sembolizm (19. yy sonu): Şiirde anlam kapalılığı, musiki ve semboller önemlidir. Dış dünyanın gerçekliği değil, uyandırdığı izlenimler anlatılır. Sanat sanat içindir. Önemli temsilciler: Ahmet Haşim (Türk edebiyatında), Mallarme, Rimbaud, Verlaine.

⚠️ Dikkat: Her akımın temel prensiplerini ve anahtar kelimelerini (akıl, duygu, gerçekçilik, sembol vb.) öğrenerek ayırt etmeye çalışın.

✨ Söz Sanatları (Edebi Sanatlar)

Düşünceleri daha etkili, canlı ve çekici kılmak için kullanılan anlatım yollarına söz sanatları denir.

  • Teşbih (Benzetme): İki farklı şey arasında ortak bir özellikten yola çıkarak zayıf olanın güçlü olana benzetilmesidir. (Benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme yönü, benzetme edatı). Örnek: "Aslan gibi askerler."
  • İstiare (Eğretileme): Benzetmenin temel ögelerinden (benzeyen veya kendisine benzetilen) sadece birinin kullanılmasıyla yapılan benzetmedir.
    • Açık İstiare: Sadece kendisine benzetilenin bulunduğu istiare. Örnek: "Gökyüzünde pamuklar uçuşuyordu." (Pamuklar: bulutlar)
    • Kapalı İstiare: Sadece benzeyenin bulunduğu, kendisine benzetilenin ima edildiği istiare. Örnek: "Kükredi aslan, orman inledi." (Aslan: asker)
  • Mecazımürsel (Ad Aktarması): Bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden, ilgili olduğu başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır. Örnek: "Sobayı yaktık." (Soba değil, sobanın içindeki odun/kömür.)
  • Teşhis (Kişileştirme): İnsan dışındaki canlı veya cansız varlıklara insana özgü özellikler verilmesidir. Örnek: "Rüzgar fısıldıyordu."
  • İntak (Konuşturma): İnsan dışındaki varlıkları konuşturma sanatıdır. Teşhisin bir üst seviyesidir. Örnek: "Deniz dedi ki: 'Benimle gel!'"
  • Mübalağa (Abartma): Bir şeyin olduğundan çok daha büyük veya çok daha küçük gösterilmesidir. Örnek: "Bir ah çeksem dağı taşı eritir."
  • Tezat (Karşıtlık): Birbirine zıt kavram veya durumların bir arada kullanılmasıdır. Örnek: "Gülmek ve ağlamak bir arada."
  • Kinaye (Dokundurma): Bir sözü, gerçek anlamının tam tersini kastederek söyleme sanatıdır. Genellikle iğneleyici bir anlam taşır. Örnek: "Ne kadar da çalışkan, bütün gün yattı!"
  • Tevriye (İki Anlamlılık): Bir sözcüğün hem uzak hem de yakın anlamını düşündürecek şekilde kullanılması, ancak kastedilenin uzak anlam olmasıdır. Örnek: "Bu kadar yüke sen de dayanmazsın." (Yük: ağırlık veya sorumluluk)

💡 İpucu: Söz sanatları genellikle şiirlerde ve edebi metinlerde anlamı derinleştirmek ve okuyucuyu etkilemek için kullanılır. Örnekleri dikkatle inceleyerek her bir sanatın temel özelliğini kavramaya çalışın.

↩️ Testi Çözmeye Devam Et
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Geri Dön