Firavun'un helakı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Firavun ve ordusu Kızıldeniz'de boğulmuştur
B) Firavun son anda iman etmiş ama bu kabul görmemiştir
C) Bu olay Hz. Musa'nın peygamberliği döneminde gerçekleşmiştir
D) Firavun'un cesedi sonraki nesiller için ibret olmuştur
Sevgili öğrenciler, bu soruda Firavun'un helakı ile ilgili verilen ifadelerden hangisinin yanlış olduğunu bulmamız isteniyor. Her bir seçeneği dikkatlice inceleyelim:
- A) Firavun ve ordusu Kızıldeniz'de boğulmuştur: Bu ifade, hem Kur'an-ı Kerim'de hem de diğer kutsal kitaplarda açıkça belirtilen tarihi ve dini bir gerçektir. Hz. Musa ve İsrailoğulları'nı takip eden Firavun ve ordusu, Allah'ın emriyle yarılan Kızıldeniz'den geçerken suların kapanmasıyla helak olmuştur. Bu nedenle bu ifade doğrudur.
- C) Bu olay Hz. Musa'nın peygamberliği döneminde gerçekleşmiştir: Firavun'un helakı, Hz. Musa'nın peygamberlik görevinin en önemli olaylarından biridir. İsrailoğulları'nı Firavun'un zulmünden kurtarma mücadelesi, Hz. Musa'nın peygamberlik kıssasının merkezindedir. Bu nedenle bu ifade de doğrudur.
- D) Firavun'un cesedi sonraki nesiller için ibret olmuştur: Kur'an-ı Kerim'de (Yunus Suresi, 10:92) Firavun'un cesedinin, kendisinden sonra gelenlere bir ibret olması için kurtarılacağı (korunacağı) bildirilmiştir. Bu, onun akıbetinin insanlık için bir ders niteliği taşıdığı anlamına gelir. Bu nedenle bu ifade de doğrudur.
- B) Firavun son anda iman etmiş ama bu kabul görmemiştir: Bu ifade üzerinde biraz daha durmamız gerekiyor. Kur'an-ı Kerim'de (Yunus Suresi, 10:90), Firavun boğulmak üzereyken "İsrailoğulları'nın inandığı Allah'tan başka ilah olmadığına inandım, ben de Müslümanlardanım" dediği belirtilir. Yani o anda bir iman beyanında bulunmuştur. Ancak, Allah Teala ona "Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun!" (Yunus Suresi, 10:91) diye karşılık vermiştir. Bu durum, ölüm anında, yani ilahi azabın kesinleştiği ve kaçışın imkansız olduğu bir anda yapılan imanın, gerçek ve samimi bir iman olarak kabul edilmediğini gösterir. Gerçek iman, kişinin özgür iradesiyle, azap alametleri belirmeden önce kalben tasdik etmesi ve dille ikrar etmesidir. Firavun'un bu beyanı, azaptan kurtulma çabası olduğu için, dini literatürde "iman" olarak değil, bir çaresizlik anındaki beyan olarak değerlendirilir ve kabul görmemiştir. Dolayısıyla, "iman etmiş" ifadesi, gerçek ve kurtarıcı iman anlamında kullanıldığında, bu durum için doğru bir tanımlama değildir. Bu nedenle, bu ifade yanlıştır.
Bu durumda, yanlış olan ifade B seçeneğidir.
Cevap B seçeneğidir.