Atatürk Dönemi Türk dış politikasının temel amaçlarından biri, Misak-ı Millî sınırları içinde tam bağımsızlığı sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda, aşağıdaki yaklaşımlardan hangisi benimsenmiştir?
A) Yayılmacı ve fetihçi bir politika izlemek.
B) Uluslararası hukuka ve antlaşmalara saygılı olmak.
C) Sömürgecilik faaliyetlerine katılmak.
D) Büyük devletlerin himayesini kabul etmek.
Sevgili öğrenciler, bu soru Atatürk Dönemi Türk dış politikasının temel ilkelerini anlamamızı istiyor. Özellikle "Misak-ı Millî sınırları içinde tam bağımsızlığı sağlamak" amacı doğrultusunda hangi yaklaşımın benimsendiğini bulmalıyız.
- Sorunun Ana Fikri: Atatürk Dönemi Türk dış politikası, ülkenin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumayı hedeflerken, bunu hangi yollarla yapmıştır?
- A) Yayılmacı ve fetihçi bir politika izlemek: Bu seçenek, Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" (Yurtta barış, dünyada barış) ilkesiyle çelişir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti, kendi sınırları içinde kalmayı ve başka ülkelerin topraklarında gözü olmamayı temel prensip edinmiştir. Bu nedenle A seçeneği yanlıştır.
- B) Uluslararası hukuka ve antlaşmalara saygılı olmak: Atatürk Dönemi Türk dış politikasının temel taşlarından biridir. Türkiye, Lozan Barış Antlaşması ile uluslararası alanda tanınmış, bağımsızlığını tescillemiş ve bu antlaşmanın getirdiği hak ve sorumluluklara bağlı kalmıştır. Uluslararası hukuka saygı, devletlerarası ilişkilerde güvenilir bir aktör olmayı ve bağımsızlığı korumayı sağlamıştır. Bu yaklaşım, "tam bağımsızlığı" uluslararası meşruiyet içinde güvence altına almanın en doğru yoludur. Bu nedenle B seçeneği doğrudur.
- C) Sömürgecilik faaliyetlerine katılmak: Türkiye Cumhuriyeti, kendisi de emperyalizme (sömürgeciliğe) karşı mücadele etmiş bir devlettir. Başka ülkelerin kaynaklarını sömürmek veya topraklarını ele geçirmek gibi bir amacı asla olmamıştır. Bu nedenle C seçeneği yanlıştır.
- D) Büyük devletlerin himayesini kabul etmek: "Tam bağımsızlık" ilkesiyle tamamen zıt bir yaklaşımdır. Himaye (mandaterlik veya koruyuculuk) kabul etmek, bir devletin kendi kaderini tayin etme hakkından vazgeçmesi ve başka bir gücün kontrolü altına girmesi demektir. Türkiye Cumhuriyeti, Kurtuluş Savaşı'nı tam bağımsızlık için vermiştir ve bu ilke asla terk edilmemiştir. Bu nedenle D seçeneği yanlıştır.
Atatürk Dönemi Türk dış politikası, barışçıl, gerçekçi, uluslararası hukuka saygılı ve tam bağımsızlığı esas alan bir yapıya sahiptir. Bu ilkeler doğrultusunda, uluslararası hukuka ve antlaşmalara saygı, bağımsızlığın korunmasında kilit rol oynamıştır.
Cevap B seçeneğidir.