Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla birlikte ulusal egemenliği pekiştirmek ve demokratik yönetimi güçlendirmek amacıyla birçok adım atılmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu adımlardan biri değildir?
A) Saltanatın kaldırılması.
B) Cumhuriyetin ilan edilmesi.
C) Çok partili hayata geçiş denemeleri.
D) Kapitülasyonların yeniden yürürlüğe konulması.
Sevgili öğrenciler,
Bu soru, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinde ve sonrasında ulusal egemenliği pekiştirmek ve demokratik yönetimi güçlendirmek amacıyla atılan adımları anlamamızı istiyor. Seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım:
- A) Saltanatın kaldırılması: Saltanat, padişahın tek başına yönettiği bir sistemdi. Ulusal egemenlik ise yönetme yetkisinin millete ait olması demektir. Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922), yönetme yetkisini tek bir kişiden alıp millete devreden, böylece ulusal egemenliği pekiştiren ve cumhuriyetin ilanına zemin hazırlayan çok önemli bir adımdır. Bu nedenle, bu seçenek doğru bir adımdır.
- B) Cumhuriyetin ilan edilmesi: Cumhuriyet (29 Ekim 1923), ulusal egemenliğin en somut ifadesidir. Yönetimin halk tarafından seçilen temsilciler aracılığıyla yürütüldüğü bu sistem, demokratik yönetimin temelini oluşturur. Bu adım, hem ulusal egemenliği taçlandırmış hem de demokratik yönetimi resmen kurmuştur. Bu nedenle, bu seçenek doğru bir adımdır.
- C) Çok partili hayata geçiş denemeleri: Demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri, farklı siyasi görüşlerin temsil edildiği çok partili sistemdir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında, tek partili dönemin ardından (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası gibi partilerle) çok partili hayata geçiş denemeleri yapılmıştır. Bu denemeler, demokratik yönetimi daha da güçlendirme ve farklı seslere imkan tanıma amacı taşımıştır. Bu nedenle, bu seçenek doğru bir adımdır.
- D) Kapitülasyonların yeniden yürürlüğe konulması: Kapitülasyonlar, Osmanlı Devleti'nin yabancı devletlere verdiği ekonomik, hukuki ve idari ayrıcalıklardı. Bu ayrıcalıklar, devletin bağımsızlığını ve egemenliğini ciddi şekilde kısıtlıyordu. Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş mücadelesinin en önemli hedeflerinden biri olarak kapitülasyonları kaldırmayı başarmıştır (Lozan Barış Antlaşması ile). Kapitülasyonların yeniden yürürlüğe konulması, ulusal egemenliği pekiştirmek bir yana, tam tersine egemenliği zayıflatacak, ülkeyi yabancıların ekonomik ve hukuki denetimine sokacak bir durum olurdu. Bu nedenle, bu seçenek, ulusal egemenliği pekiştirmek ve demokratik yönetimi güçlendirmek amacıyla atılan adımlardan biri değildir; tam tersine, bu hedeflere aykırıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, ulusal egemenliği pekiştirmek ve demokratik yönetimi güçlendirmek amacıyla atılan adımlardan biri olmayan seçeneğin D olduğu açıkça görülmektedir.
Cevap D seçeneğidir.