Sıvıların kaynama noktası, bir sıvının buhar basıncının dış basınca eşit olduğu sıcaklıktır. Bu temel tanımı anladığımızda, verilen yargıları değerlendirmemiz daha kolay olacaktır. Şimdi her bir yargıyı adım adım inceleyelim:
Bu yargı doğrudur. Bir sıvının kaynaması için, moleküllerinin buharlaşarak oluşturduğu buhar basıncının, sıvının üzerindeki dış basınca eşit olması gerekir. Eğer dış basınç artarsa, sıvının buhar basıncının da daha yüksek bir değere ulaşması gerekir. Buhar basıncını artırmak için ise sıvının sıcaklığının yükselmesi gerekir. Bu nedenle, dış basınç arttıkça kaynama noktası da yükselir. Örneğin, düdüklü tencerelerde basınç artırılarak yemeklerin daha yüksek sıcaklıkta pişmesi ve daha hızlı pişmesi sağlanır.
Bu yargı da doğrudur. Bir sıvının kaynaması sırasında, moleküllerin sıvı fazdan gaz fazına geçebilmesi için moleküller arası çekim kuvvetlerini yenmeleri gerekir. Eğer moleküller arası çekim kuvvetleri (örneğin hidrojen bağları, dipol-dipol etkileşimleri, London kuvvetleri) ne kadar güçlüyse, molekülleri birbirinden ayırmak için o kadar fazla enerjiye (yani daha yüksek sıcaklığa) ihtiyaç duyulur. Bu nedenle, moleküller arası çekim kuvvetleri arttıkça kaynama noktası da yükselir. Örneğin, suyun (güçlü hidrojen bağları) kaynama noktası, etil alkolün (daha zayıf hidrojen bağları) kaynama noktasından daha yüksektir.
Bu yargı yanlıştır. Isıtıcının gücü, sıvının kaynama noktasına ulaşma süresini etkiler, ancak kaynama noktasının kendisini değiştirmez. Kaynama noktası, bir maddenin belirli bir dış basınç altındaki karakteristik bir özelliğidir. Örneğin, deniz seviyesinde su her zaman $100^\circ C$'de kaynar. Daha güçlü bir ısıtıcı kullanmak, suyun $100^\circ C$'ye daha hızlı ulaşmasını sağlar, ancak su yine $100^\circ C$'de kaynamaya başlar. Kaynama noktası, ısıtıcının gücüne değil, dış basınca ve sıvının moleküler yapısına (moleküller arası çekim kuvvetlerine) bağlıdır.
Bu değerlendirmelere göre, I ve II numaralı yargılar doğrudur.
Cevap C seçeneğidir.