Mustafa Kemal Atatürk'ün "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözü, insanlığın ilerlemesi ve doğru yolu bulması için bilimi ve aklı temel rehber olarak kabul etmesi gerektiğini vurgular. Bu söz, dogmatik inançlar veya metafizik spekülasyonlar yerine, gözlem, deney ve mantığa dayalı bilimsel bilginin üstünlüğünü ifade eder.
- Bu felsefi yaklaşım, bilimin insanlık için tek ve en güvenilir yol gösterici olduğunu savunan pozitivizm akımıyla doğrudan ilişkilidir.
- Pozitivizm, insan düşüncesinin teolojik ve metafizik aşamalardan geçerek en sonunda bilimsel (pozitif) aşamaya ulaşacağını öne sürer. Bu aşamada, olaylar arasındaki değişmez ilişkiler gözlem ve deney yoluyla keşfedilir ve bu bilgi, toplumun düzenini ve ilerlemesini sağlar.
- Auguste Comte, pozitivizmin kurucusu olarak kabul edilir. O, sosyolojiyi de "pozitif bilim" olarak tanımlamış ve bilimin insanlığın tüm sorunlarına çözüm getireceğine inanmıştır. Comte'un bu düşüncesi, Atatürk'ün bilime verdiği mutlak önemle birebir örtüşmektedir.
- Diğer seçeneklerdeki düşünürler farklı alanlarda önemli katkılar sağlamışlardır:
- Jean-Jacques Rousseau: Toplum sözleşmesi, doğal durum ve eğitim felsefesi üzerine yoğunlaşmıştır.
- Montesquieu: Kuvvetler ayrılığı ilkesi ve yasaların ruhu üzerine çalışmalarıyla tanınır.
- Voltaire: Aydınlanma döneminin önemli figürlerinden olup, ifade özgürlüğü, hoşgörü ve akılcılığı savunmuştur, ancak Comte'un sistematik pozitivizm anlayışına sahip değildir.
- Bu nedenle, Mustafa Kemal'in sözü, bilimi en üstün rehber olarak gören Auguste Comte'un pozitivizm anlayışıyla büyük ölçüde örtüşmektedir.
Cevap B seçeneğidir.