Yahudilikte ibadet ve toplanma mekânları olan sinagoglar, Yahudi toplumunun hem dini hem de sosyal hayatının merkezini oluşturur. "Sinagog" ve "Havra" terimleri genellikle birbirinin yerine kullanılsa da, bu yapıların tarihsel gelişimi, mimarisi ve işlevleri hakkında bilinmesi gereken önemli detaylar bulunmaktadır.
Sinagog kelimesi, Yunanca "synagein" (bir araya getirmek) kelimesinden türemiştir ve "toplanma yeri" anlamına gelir. Sinagoglar, Yahudi cemaatinin ibadet ettiği, dua okuduğu, Tevrat'ı incelediği ve dini eğitim aldığı kutsal mekânlardır.
Sinagogların kökeni, MÖ 6. yüzyılda Babil Sürgünü dönemine kadar uzanır. Kudüs'teki Birinci Tapınak'ın yıkılmasından sonra, Yahudiler ibadetlerini sürdürebilmek için toplanma yerleri oluşturmaya başladılar. İkinci Tapınak döneminde sinagoglar, Tapınak'ın yanında önemli dini merkezler haline geldi.
"Havra" kelimesi İbranice "hevra" (topluluk, cemiyet) kelimesinden gelir ve özellikle Sefarad (İspanyol) kökenli Yahudi cemaatlerinde kullanılır. Türkiye'de genellikle "Havra" terimi tercih edilir.
Pratikte sinagog ve havra terimleri aynı anlamda kullanılsa da, ince bir ayrım bulunur:
Sinagogların mimarisi bulundukları kültüre göre değişiklik gösterse de, temel bölümleri genellikle aynıdır:
Sinagoglarda ibadet belirli kurallar çerçevesinde gerçekleşir:
Türkiye'de, özellikle İstanbul ve İzmir'de tarihi öneme sahip birçok sinagog/havra bulunmaktadır:
Sinagoglar ve havralar, Yahudi toplumunun dini kimliğini korumasında ve nesiller boyu aktarmasında hayati öneme sahiptir. Sadece ibadet mekânı olmanın ötesinde, eğitim, toplanma ve kültürel etkileşim alanları olarak hizmet ederler. Bu mekânlar, Yahudi halkının binlerce yıllık tarihine, inancına ve kültürüne tanıklık etmektedir.