Sevr Antlaşması'nın aşağıdaki maddelerinden hangisi Osmanlı Devleti'nin egemenlik haklarını en fazla kısıtlayıcı niteliktedir?
A) Askeri sınırlamalar
B) Ekonomik denetim
C) Boğazların uluslararası kontrolü
D) Sınırların değiştirilmesi
Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti için çok ağır koşullar içeren ve egemenlik haklarını ciddi şekilde kısıtlayan bir antlaşmaydı. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek, hangisinin egemenlik haklarını en fazla kısıtladığını bulalım:
- A) Askeri sınırlamalar: Antlaşma, Osmanlı ordusunun sayısını ve silahlanmasını ciddi şekilde kısıtlıyordu. Bu durum, devletin kendini savunma gücünü zayıflatır ve dış tehditlere karşı savunmasız bırakır. Ancak bir devlet, ordusu kısıtlı olsa bile kendi toprakları üzerinde egemenliğini sürdürebilir. Bu, önemli bir kısıtlama olsa da, devletin varlığını ve temel yönetimini doğrudan ortadan kaldırmaz.
- B) Ekonomik denetim: Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin maliyesini ve ekonomisini İtilaf Devletleri'nin denetimine bırakıyordu. Kapitülasyonlar genişletiliyor, gümrük gelirleri kontrol ediliyor ve devletin borçları uluslararası bir komisyon tarafından yönetiliyordu. Bu durum, devletin ekonomik bağımsızlığını tamamen ortadan kaldırır ve kendi kaynakları üzerinde söz sahibi olmasını engeller. Ekonomik bağımsızlık, egemenliğin önemli bir parçasıdır.
- C) Boğazların uluslararası kontrolü: Sevr Antlaşması'na göre, Çanakkale ve İstanbul Boğazları ile Marmara Denizi, savaş ve barış zamanında tüm devletlerin gemilerine açık olacak ve uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecekti. Bu komisyonun kendi bütçesi, bayrağı ve hatta ordusu olacaktı. Boğazlar, bir devletin toprak bütünlüğünün ve stratejik konumunun en önemli parçalarından biridir. Boğazların uluslararası bir komisyonun kontrolüne verilmesi, Osmanlı Devleti'nin kendi toprakları üzerindeki mutlak egemenlik hakkını, yani toprak bütünlüğünü ve stratejik kontrolünü tamamen ortadan kaldırması anlamına geliyordu. Bu, bir devletin kendi sınırları içindeki hayati bir bölgeyi yönetme hakkından mahrum bırakılması demektir ki, bu durum egemenliğe vurulan en büyük darbedir.
- D) Sınırların değiştirilmesi: Antlaşma, Osmanlı Devleti'nin topraklarını büyük ölçüde küçültüyor, Doğu Anadolu'da Ermenistan ve Kürdistan devletlerinin kurulmasını öngörüyor, İzmir ve çevresini Yunanistan'a bırakıyor, Suriye ve Irak'ı manda yönetimine veriyordu. Toprak kaybı, bir devletin egemenlik alanını daraltır. Ancak, kalan topraklar üzerinde devletin egemenliği devam eder. Bu, egemenliğin kapsamını küçültse de, Boğazlar gibi hayati bir iç bölgenin tamamen yabancı kontrolüne verilmesi kadar temel bir egemenlik ihlali değildir.
Yukarıdaki açıklamalara baktığımızda, Boğazların uluslararası bir komisyonun kontrolüne bırakılması, Osmanlı Devleti'nin kendi toprakları üzerindeki en temel egemenlik hakkı olan toprak bütünlüğünü ve stratejik kontrolünü doğrudan ve tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu durum, bir devletin bağımsız varoluşunu en derinden sarsan maddedir.
Cevap C seçeneğidir.