İslam hukukunda "tazminat" (diyet) kavramı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Sadece kasıtlı ölümlerde ödenirİslam hukukunda "tazminat" kavramı geniş bir alanı kapsasa da, soru özellikle "diyet" kavramına odaklanmaktadır. Diyet, bir kişinin canına veya bedenine verilen zararlar karşılığında ödenen maddi bedeldir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
Bu ifade yanlıştır. Diyet, kasıtlı (amden) ölümlerde kısas (misilleme) hakkından vazgeçildiğinde veya kısas uygulanamadığında ödenir. Ancak diyetin asıl ve en yaygın uygulama alanı, hataen (kasıtsız) meydana gelen ölümler ve yaralamalardır. Yani, hem kasıtlı hem de kasıtsız durumlarda söz konusu olabilir.
Bu ifade yanlıştır. İslam hukukunda diyetin miktarı, genellikle fıkıh mezheplerine göre belirlenmiş standartlara sahiptir. Örneğin, bir canın diyeti belirli sayıda deve, altın veya gümüş değeri üzerinden hesaplanır. Yaralamalarda ise zararın derecesine göre can diyetinin belirli bir oranı (örneğin yarısı, üçte biri vb.) ödenir. Hakimin takdir yetkisi, bu belirlenmiş sınırlar içinde veya özel durumlarda (örneğin hükümetin belirlediği güncel değerler) devreye girse de, tamamen sınırsız değildir.
Bu ifade yanlıştır. Kasten yaralamalarda da diyet ödenir. Eğer yaralama, kısas (misilleme) uygulanabilecek bir durumdaysa ve mağdur veya velisi kısas hakkından vazgeçerse, diyet ödenir. Ayrıca, kısasın uygulanamadığı (örneğin organların simetrik olmaması gibi) durumlarda da diyet ödenir.
Bu ifade doğrudur. Diyet, bir kişinin hayatını kaybetmesi (can kaybı) durumunda veya vücudunda kalıcı bir hasar, organ kaybı (göz, el, ayak gibi) ya da uzuv kaybı meydana geldiğinde, bu zararın karşılığı olarak ödenen maddi tazminattır. Bu, İslam hukukunda bedensel bütünlüğün korunmasına verilen önemi gösterir.
Cevap D seçeneğidir.