Merhaba sevgili öğrenciler!
Bugünkü sorumuzda "kişileştirme" sanatını bulacağız. Kişileştirme, insan dışındaki canlı veya cansız varlıklara insanlara özgü özellikler, duygular veya davranışlar yükleme sanatıdır. Yani, bir hayvanın konuşması, bir rüzgarın fısıldaması, bir çiçeğin utanması gibi örneklerde kişileştirme sanatı kullanılmış olur.
Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
Burada güneşin yükselmesi doğal bir olaydır. "Usulca" kelimesi, yükselme eyleminin nasıl gerçekleştiğini anlatır ama güneşe insana özgü bir özellik yüklemez. Bu cümlede kişileştirme sanatı yoktur.
İşte burada dikkat! Rüzgar cansız bir varlıktır. "Fısıltılarla sır anlatmak" ise tamamen insanlara özgü bir davranıştır. Rüzgarın fısıldaması ve sır anlatması, ona insani özellikler yüklenmesidir. Bu nedenle bu cümlede kişileştirme sanatı kullanılmıştır.
Bu cümlede bir benzetme sanatı vardır. Gözlerin rengi, zeytin tanesine benzetilmiştir. Ancak cansız bir varlığa insan özelliği verilmemiştir. Bu cümlede kişileştirme sanatı yoktur.
Bu cümlede bir insan (adam) kendi doğal eylemini (konuşmak) gerçekleştirmektedir. İnsan dışı bir varlığa insan özelliği yüklenmemiştir. Bu cümlede kişileştirme sanatı yoktur.
Burada "boğmak" kelimesi mecazi anlamda kullanılmıştır. Şehrin kalabalığı gerçekten fiziksel olarak boğmaz, ancak kişiyi bunaltır, sıkıntı verir. Bu bir abartma veya mecazdır. Ancak kalabalığa bilinçli bir "boğma" eylemi yüklenmediği için, doğrudan bir kişileştirme örneği değildir. Daha çok bir duygunun abartılı ifadesidir.
Yukarıdaki incelemeler sonucunda, rüzgara "fısıltılarla sır anlatma" gibi insana özgü bir eylemin yüklendiği B seçeneği, kişileştirme sanatının en belirgin örneğidir.
Cevap B seçeneğidir.