8. sınıf inkılap tarihi 2. dönem 2. yazılı 6. senaryo Test 3

Soru 13 / 20
Atatürk Dönemi Türk dış politikasının temel ilkelerinden biri olan "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" anlayışı, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası ilişkilerde benimsediği temel duruşu özetler.
Bu ilke doğrultusunda Türkiye'nin dış politikada öncelikli olarak hangi yolu izlediği söylenebilir?
A) Yayılmacı ve fetihçi politikalar izlemek
B) Milletler Cemiyeti'ne üye olmaktan kaçınmak
C) Komşularıyla ve diğer devletlerle barışçıl ilişkiler kurmak
D) Sadece kendi çıkarlarını düşünen, izole bir politika benimsemek

Sevgili öğrenciler, bu soru Atatürk Dönemi Türk dış politikasının temel felsefesini anlamamızı istiyor. "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası arenadaki duruşunu özetleyen çok önemli bir prensiptir. Şimdi bu ilkeyi ve seçenekleri adım adım inceleyelim:

  • "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" Ne Anlama Gelir?
    • Bu ilke, öncelikle ülkenin kendi içinde barış ve huzuru sağlamasını, iç sorunlarını çözmesini ve kalkınmasını hedefler ("Yurtta Sulh").
    • Ardından, bu iç barışı uluslararası alana taşıyarak, dünya genelinde barışın ve istikrarın korunmasına katkıda bulunmayı amaçlar ("Cihanda Sulh").
    • Kısacası, Türkiye'nin kendi sınırları içinde ve dışında barışı, iş birliğini ve iyi komşuluk ilişkilerini esas alan bir dış politika izlemesi gerektiğini vurgular.
  • Seçenekleri Değerlendirelim:
    • A) Yayılmacı ve fetihçi politikalar izlemek: Bu seçenek, "Cihanda Sulh" ilkesiyle tamamen çelişir. Yayılmacılık ve fetih, barış yerine savaş ve çatışmayı getirir. Atatürk Türkiye'si, Misak-ı Milli sınırları içinde kalmayı ve başka topraklar üzerinde hak iddia etmemeyi benimsemiştir.
    • B) Milletler Cemiyeti'ne üye olmaktan kaçınmak: Milletler Cemiyeti (şimdiki Birleşmiş Milletler'in öncülü), uluslararası barışı ve iş birliğini sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgüttü. "Cihanda Sulh" ilkesini benimseyen bir devletin, uluslararası barışa katkıda bulunmak için bu tür bir kuruluşa üye olması beklenir. Nitekim Türkiye, 1932 yılında Milletler Cemiyeti'ne üye olarak bu ilkeye bağlılığını göstermiştir. Bu nedenle bu seçenek de doğru değildir.
    • C) Komşularıyla ve diğer devletlerle barışçıl ilişkiler kurmak: Bu seçenek, "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesinin doğrudan bir yansımasıdır. Kendi içinde barışı sağlamış bir ülke, dışarıda da komşularıyla ve diğer devletlerle dostane, iş birliğine dayalı ve barışçıl ilişkiler kurarak dünya barışına katkıda bulunur. Bu, Atatürk Dönemi Türk dış politikasının temel taşı olmuştur.
    • D) Sadece kendi çıkarlarını düşünen, izole bir politika benimsemek: Her devlet kendi çıkarlarını düşünür, ancak "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesi sadece kendi çıkarlarını düşünen ve dünyadan izole olan bir politikayı değil, uluslararası iş birliğini ve barışa aktif katkıyı öngörür. İzole olmak, "Cihanda Sulh" anlayışının gerektirdiği uluslararası etkileşim ve barış çabalarından uzaklaşmak anlamına gelir.

Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesinin Türkiye'nin dış politikada öncelikli olarak komşularıyla ve diğer devletlerle barışçıl ilişkiler kurma yolunu izlediğini açıkça görebiliriz.

Cevap C seçeneğidir.

↩️ Soruya Dön
✨ Konuları Gir, Yapay Zeka Saniyeler İçinde Sınavını Üretsin!
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
Geri Dön