10. sınıf din kültürü 2. dönem 2. yazılı 5. senaryo meb Test 3

Soru 04 / 14
Kur'an-ı Kerim'de ve Peygamberimizin sünnetinde çevreye karşı duyarlı olmaya teşvik eden birçok ilke bulunmaktadır. Bu ilkelerin temelinde yatan ahlaki anlayış aşağıdakilerden hangisidir?
A) Çevrenin sadece ekonomik bir değer taşıması.
B) İnsanın doğanın tek sahibi olması.
C) Çevrenin Allah'ın bir emaneti olduğu ve korunması gerektiği bilinci.
D) Doğa olaylarının tamamen tesadüfi olduğu.
E) Gelecek nesillerin çevre üzerindeki haklarının olmaması.

Kur'an-ı Kerim ve Peygamberimizin sünneti, çevreye karşı duyarlı olmayı teşvik eden derin bir ahlaki anlayışa dayanır. Bu anlayış, insanın evrendeki rolünü ve sorumluluklarını belirler. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:

  • A) Çevrenin sadece ekonomik bir değer taşıması: Bu seçenek, İslam'ın çevreye bakış açısıyla çelişir. İslam'a göre çevre, sadece ekonomik bir kaynak değil, aynı zamanda Allah'ın yaratma sanatının bir tecellisi, O'nun kudretinin ve hikmetinin bir göstergesidir. Her canlının ve varlığın kendine özgü bir değeri vardır ve bu değer sadece insan için sağladığı fayda ile sınırlı değildir.
  • B) İnsanın doğanın tek sahibi olması: İslam inancına göre, evrendeki her şeyin gerçek sahibi Allah'tır. İnsan, yeryüzünde bir halife (vekil) olarak görevlendirilmiş, doğanın mutlak sahibi değil, onun emanetçisi ve koruyucusudur. Bu, insana büyük bir sorumluluk yükler ve doğayı istediği gibi kullanma hakkı vermez.
  • C) Çevrenin Allah'ın bir emaneti olduğu ve korunması gerektiği bilinci: Bu seçenek, İslam'ın çevre ahlakının temelini oluşturur. Kur'an-ı Kerim'de ve Peygamberimizin hadislerinde, insanın yeryüzündeki varlıkların bir emanetçisi olduğu vurgulanır. Bu emanete sahip çıkmak, onu korumak, israf etmemek ve gelecek nesillere yaşanabilir bir şekilde aktarmak dini bir görevdir. Ağaç dikmek, suyu israf etmemek, hayvanlara merhamet göstermek gibi birçok sünnet uygulaması bu emanet bilincinin bir yansımasıdır. Bu anlayış, çevreyi tahrip etmeyi büyük bir günah sayar.
  • D) Doğa olaylarının tamamen tesadüfi olduğu: İslam inancına göre, evrendeki her şey Allah'ın takdiri ve düzeniyle gerçekleşir. Doğa olayları da bu ilahi düzenin bir parçasıdır ve tesadüfi değil, belirli yasalara ve hikmetlere göre işler. Bu anlayış, insana çevreyi anlaması ve ona saygı duyması gerektiğini öğretir; çünkü her şeyde bir yaratılış amacı ve düzen vardır.
  • E) Gelecek nesillerin çevre üzerindeki haklarının olmaması: Emanet bilinci, sadece bugünkü nesli değil, gelecek nesilleri de kapsar. Çevreyi korumak, gelecek nesillerin de temiz su, hava ve doğal kaynaklara erişim hakkını güvence altına almak demektir. İslam, kaynakların adil kullanımını ve israftan kaçınmayı öğütleyerek gelecek nesillerin haklarını da gözetir. Peygamberimiz (s.a.v.) "Kıyamet koparken elinizde bir hurma fidanı varsa onu dikin" buyurarak gelecek nesillere ve çevreye karşı sorumluluğumuzu vurgulamıştır.

Bu açıklamalar ışığında, Kur'an ve Sünnet'in çevreye duyarlılık konusundaki temel ahlaki anlayışının, çevrenin Allah'ın bir emaneti olduğu ve bu emanetin titizlikle korunması gerektiği bilinci olduğu açıkça görülmektedir.

Cevap C seçeneğidir.

↩️ Soruya Dön
✨ Konuları Gir, Yapay Zeka Saniyeler İçinde Sınavını Üretsin!
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Geri Dön