Sevgili öğrenciler, bu soru, Tanzimat Dönemi Türk edebiyatının önemli bir dönüşümünü anlamamızı istiyor. "Sanat toplum içindir" ve "Sanat sanat içindir" anlayışları, edebiyatın amacına dair iki farklı bakış açısını temsil eder. Bu geçişte köprü görevi gören sanatçıyı bulmak için her bir seçeneği dikkatlice inceleyelim.
- "Sanat toplum içindir" anlayışı: Bu anlayış, genellikle Tanzimat'ın birinci döneminde (Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa gibi sanatçılarla) benimsenmiştir. Edebiyatın toplumu eğitme, aydınlatma, sosyal sorunlara dikkat çekme ve vatan, hürriyet gibi kavramları yayma gibi bir görevi olduğuna inanılır. Eserler genellikle didaktik (öğretici) bir amaç taşır.
- "Sanat sanat içindir" anlayışı: Bu anlayış ise Tanzimat'ın ikinci döneminde (Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezai gibi sanatçılarla) ağırlık kazanmıştır. Edebiyatın öncelikli amacının estetik zevk vermek, güzellik yaratmak ve sanatçının bireysel duygu ve düşüncelerini ifade etmek olduğu düşünülür. Toplumsal fayda yerine sanatın kendi içindeki değeri ön plandadır.
Şimdi seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendirelim:
- A) Ahmet Mithat Efendi: Tanzimat'ın birinci döneminin en önemli isimlerinden biridir. Halkı eğitmek, bilgilendirmek ve eğlendirmek amacıyla çok sayıda eser kaleme almıştır. Romanlarında, hikayelerinde ve gazetecilik faaliyetlerinde hep toplumsal faydayı gözetmiştir. Bu nedenle "Sanat toplum içindir" anlayışının güçlü bir temsilcisidir, köprü görevi görmez.
- B) Abdülhak Hamit Tarhan: Tanzimat'ın ikinci döneminin önde gelen şair ve oyun yazarlarındandır. Eserlerinde bireysel duygulara, metafizik konulara, doğaya ve aşka yönelmiştir. Şiirde ve tiyatroda geleneksel kuralları yıkmış, Batılı tarzda yenilikler yapmıştır. Toplumsal konular yerine bireyin iç dünyasına ve estetiğe odaklanması, onu "Sanat toplum içindir" anlayışından "Sanat sanat içindir" anlayışına geçişte önemli bir köprü haline getirmiştir. Onunla birlikte edebiyatta bireysellik ve estetik kaygılar daha çok ön plana çıkmıştır.
- C) Şemsettin Sami: Dilbilimci, sözlükçü ve romancı kimliğiyle tanınır. "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat" adlı ilk yerli roman denemelerinden birini yazmıştır. Ancak onun asıl önemi dil ve sözlük çalışmalarıdır. Edebiyata katkıları olsa da, "Sanat toplum içindir"den "Sanat sanat içindir"e geçişte belirleyici bir köprü figürü olarak kabul edilmez.
- D) Muallim Naci: Recaizade Mahmut Ekrem ile "eski-yeni" tartışmasının önemli isimlerinden biridir. Divan şiiri geleneğini savunan, ancak Batılı nazım biçimlerini de deneyen bir şairdir. Estetik kaygıları olsa da, genel olarak geleneksel değerlere bağlılığı ve "eski"yi savunması, onu bu geçişte bir köprüden ziyade, bir tarafın temsilcisi yapar.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, Abdülhak Hamit Tarhan, eserlerindeki bireysel temalar, estetik kaygılar ve geleneksel kurallardan uzaklaşma eğilimiyle "Sanat toplum içindir" anlayışından "Sanat sanat içindir" anlayışına geçişte önemli bir rol oynamış, adeta bir köprü görevi görmüştür.
Cevap B seçeneğidir.