Cumhuriyet dönemi hikâyeciliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Anadolu ve Anadolu insanının sorunları ele alınmaya başlanmıştırMerhaba sevgili öğrenciler,
Cumhuriyet dönemi hikâyeciliği, Türk edebiyatının önemli bir evresidir ve bu dönemde hikâye türünde büyük gelişmeler yaşanmıştır. Soruda, bu döneme ait özelliklerden hangisinin yanlış olduğu soruluyor. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
Bu ifade doğrudur. Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte, yeni kurulan devletin temelini oluşturan Anadolu'ya ve buradaki insanların yaşamına, sorunlarına büyük bir ilgi duyulmuştur. Yazarlar, köylünün, kasabalının, işçinin hayatını, yoksulluğunu, cehaletini ve mücadelelerini eserlerine taşımışlardır. Bu, Milli Edebiyat döneminde başlayan "Anadolu'ya açılma" hareketinin bir devamı ve derinleşmesiydi.
Bu ifade de doğrudur. Cumhuriyet dönemi hikâyeciliği, Milli Edebiyat döneminin birikimi üzerine inşa edilmiştir. Ömer Seyfettin, sade dil anlayışı, milli konulara yönelmesi ve olay hikâyeciliğindeki başarısıyla Cumhuriyet dönemi yazarlarını etkilemiştir. Özellikle ilk yıllarda, Milli Edebiyat'ın milli değerlere ve sade dile verdiği önem, Cumhuriyet dönemi hikâyeciliğinde de kendini göstermiştir.
Bu ifade yanlıştır. Cumhuriyet dönemi, Türk edebiyatının Batı'ya açılımının devam ettiği ve hatta hızlandığı bir dönemdir. Batılı tarzda modern hikâye anlayışı (olay örgüsünden çok duruma odaklanan, bireyin iç dünyasını işleyen, psikolojik tahlillere yer veren, farklı anlatım teknikleri kullanan) bu dönemde terk edilmek bir yana, daha da gelişmiş ve çeşitlenmiştir. Sait Faik Abasıyanık ile başlayan "durum hikâyeciliği" (Çehov tarzı) ve sonrasında modernizmin, postmodernizmin etkileriyle farklı anlatım teknikleri ve temalar edebiyatımıza girmiştir. Dolayısıyla bu ifade, Cumhuriyet dönemi hikâyeciliğinin gelişimine aykırıdır.
Bu ifade doğrudur. Cumhuriyet dönemi hikâyeciliğinde, özellikle 1940'lı yıllardan sonra, sadece dış dünyaya ve toplumsal sorunlara değil, aynı zamanda bireyin karmaşık iç dünyasına, ruhsal çözümlemelerine, yalnızlığına, yabancılaşmasına ve varoluşsal sorgulamalarına da ağırlık verilmiştir. Peyami Safa gibi yazarların öncülük ettiği bu anlayış, bireyin psikolojik derinliğini eserlere taşımıştır.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, "Batılı tarzda modern hikâye anlayışı tamamen terk edilmiştir" ifadesi Cumhuriyet dönemi hikâyeciliği için doğru değildir; tam tersine, bu anlayış gelişerek çeşitlenmiştir.
Cevap C seçeneğidir.