Cengiz, babasının ölümünden sonra köyün sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalmıştı. Ancak köyün ileri gelenleri, onun gençliğini ve tecrübesizliğini sürekli yüzüne vuruyor, her kararında onu eleştiriyorlardı. Cengiz ise, atalarının topraklarını koruma ve köye yeni bir soluk getirme arzusuyla doluydu. Bir gün, kuraklık baş gösterdiğinde, yaşlıların "tanrıların gazabı" dediği olaya bilimsel bir çözüm bulmaya çalıştı. Bu durum, onun sadece kendisiyle değil, aynı zamanda köklü inançlar ve çağdaş düşünce arasındaki uçurumla da mücadele ettiğini gösteriyordu.