Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Mısır Valisi olarak Osmanlı Devleti'ne karşı isyanı ($1831-1833$ ve $1839-1841$), Osmanlı Devleti'nin siyasi varlığı için önemli bir iç tehdit oluşturmuştur. Bu isyan, aynı zamanda uluslararası güç dengelerini de derinden etkilemiştir.
Mısır Meselesi'nin Osmanlı Devleti üzerindeki etkileri düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi hem iç hem de dış tehdit niteliği taşımaktadır?
A) Mehmet Ali Paşa'nın reformist hareketlerinin Osmanlı'ya örnek olması
B) Osmanlı toprak bütünlüğünün Avrupa devletlerinin garantisi altına alınması gerekliliğinin ortaya çıkması
C) Osmanlı merkezi otoritesinin isyanı bastırmakta yetersiz kalması
D) Rusya'nın Osmanlı'ya askeri yardım teklif etmesi ve Hünkâr İskelesi Antlaşması'nın imzalanması
E) Mısır'ın fiilen Osmanlı yönetiminden ayrılarak özerk bir yapıya kavuşması
Sevgili öğrenciler,
Bu soru, Osmanlı Devleti'nin $19$. yüzyılda karşılaştığı en büyük iç sorunlardan biri olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı'nın hem iç hem de dış politikadaki yansımalarını anlamamızı istiyor. Özellikle, bu olayın Osmanlı için aynı anda hem içeriden gelen bir tehlikeyi hem de dışarıdan gelen bir tehlikeyi temsil eden yönünü bulmamız gerekiyor.
Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
- A) Mehmet Ali Paşa'nın reformist hareketlerinin Osmanlı'ya örnek olması: Mehmet Ali Paşa'nın Mısır'da yaptığı reformlar, modernleşme çabaları açısından Osmanlı'ya bir model olabilirdi. Ancak bu durum, doğrudan bir "tehdit" değil, daha çok bir "rekabet" veya "ilham kaynağı" olarak görülebilir. İç tehdit isyanın kendisidir, reformlar değil. Dış tehdit boyutu da yoktur.
- B) Osmanlı toprak bütünlüğünün Avrupa devletlerinin garantisi altına alınması gerekliliğinin ortaya çıkması: Bu durum, Osmanlı'nın kendi topraklarını koruyamayacak kadar zayıfladığını gösteren önemli bir dış gelişmedir. Avrupa devletlerinin Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü garanti altına alması, Osmanlı'nın bağımsızlığını kısıtlayan ve dış müdahaleye açık hale getiren bir sonuçtur. Ancak bu, doğrudan bir "iç tehdit" değil, iç tehdidin (isyanın) yol açtığı bir "dış sonuç"tur.
- C) Osmanlı merkezi otoritesinin isyanı bastırmakta yetersiz kalması: Bu, Mehmet Ali Paşa isyanının neden bu kadar büyük bir sorun haline geldiğini açıklayan temel bir "iç tehdittir". Merkezi otoritenin zayıflığı, isyanın büyümesine zemin hazırlamıştır. Ancak bu seçenekte doğrudan bir "dış tehdit" unsuru bulunmamaktadır.
- D) Rusya'nın Osmanlı'ya askeri yardım teklif etmesi ve Hünkâr İskelesi Antlaşması'nın imzalanması: İşte bu seçenek, hem iç hem de dış tehdidi bir arada barındırıyor:
- İç Tehdit: Osmanlı Devleti, Mehmet Ali Paşa'nın isyanını kendi gücüyle bastıramamış, bu yüzden dışarıdan yardım istemek zorunda kalmıştır. Bu durum, merkezi otoritenin zayıflığını ve iç tehdidin boyutunu açıkça göstermektedir.
- Dış Tehdit: Rusya'nın Osmanlı'ya askeri yardım teklif etmesi ve ardından $1833$ yılında imzalanan Hünkâr İskelesi Antlaşması, Rusya'ya Boğazlar üzerinde önemli ayrıcalıklar tanımıştır. Bu antlaşma, Osmanlı'yı Rusya'nın nüfuz alanına sokmuş, diğer Avrupa devletlerinin tepkisini çekmiş ve Osmanlı'nın bağımsızlığını kısıtlayan yeni bir dış tehdit oluşturmuştur. Rusya'nın "yardımı" aslında Osmanlı'nın egemenliğini sınırlayan bir dış müdahaleye dönüşmüştür.
- E) Mısır'ın fiilen Osmanlı yönetiminden ayrılarak özerk bir yapıya kavuşması: Bu, isyanın bir sonucudur ve Osmanlı'nın toprak kaybı ile merkezi otoritesinin zayıflığını gösterir. İçeriden gelen bir tehdidin (isyanın) yol açtığı bir kayıptır. Ancak bu durum, doğrudan bir "dış tehdit" niteliği taşımaz. Mısır'ın özerkliği, Osmanlı için bir kayıp olsa da, diğer devletlerin Osmanlı'ya yönelik aktif bir tehdidi değildir.
Bu analizler ışığında, Osmanlı'nın iç isyanı bastıramaması nedeniyle Rusya'dan yardım istemesi ve bu yardımın Hünkâr İskelesi Antlaşması ile Osmanlı'nın egemenliğini kısıtlayan bir dış tehdide dönüşmesi, soruda aranan "hem iç hem de dış tehdit" niteliğini en iyi şekilde karşılamaktadır.
Cevap D seçeneğidir.