Ludwig Wittgenstein, "Felsefi Soruşturmalar" adlı eserinde, dilin anlamını kullanıma bağlar ve "bir sözcüğün anlamı, dildeki kullanımıdır" der. Ona göre, sözcüklerin anlamları, belirli bağlamlarda ve "dil oyunları" içinde nasıl kullanıldıklarına bağlıdır. Bu dil oyunları, bir topluluğun yaşama biçimiyle iç içedir ve dilin anlamı, bu yaşam biçiminden bağımsız olarak anlaşılamaz. Bu yaklaşım, dilin mutlak ve evrensel bir mantıksal yapıya sahip olduğu fikrini eleştirir.
Wittgenstein'ın bu görüşlerinden hareketle, 20. yüzyıl felsefesindeki dil anlayışı hakkında aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılabilir?
A) Dil, evrensel ve değişmez mantıksal kurallarla işleyen bir sistemdir.
B) Dilin anlamı, sözcüklerin nesnelerle doğrudan eşleşmesinden kaynaklanır.
C) Dilin anlamı, toplumsal pratikler ve yaşam biçimleri içinde oluşur ve bağlama bağımlıdır.
D) Felsefenin görevi, dilin dışındaki mutlak gerçekliği keşfetmektir.
E) Dil, sadece düşüncelerin pasif bir taşıyıcısıdır ve gerçekliği yansıtmaz.