Sevgili öğrenciler, bu soru, Mustafa Kemal Atatürk'ün modern Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini oluşturan önemli bir ilkesinin teorik kökenlerini anlamamızı istiyor. Hadi bu ilkeyi ve onu savunan düşünürü adım adım inceleyelim:
- Mustafa Kemal Atatürk'ün İlkesi: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözü, devletin en üstün gücünün, yani egemenliğin, hiçbir koşula bağlı olmaksızın doğrudan millete ait olduğunu ifade eder. Bu ilke, monarşi veya oligarşi gibi yönetim biçimlerinin aksine, halkın kendi kendini yönetme hakkını vurgular.
- Halk Egemenliği Fikri: Bu ilke, "halk egemenliği" (popular sovereignty) olarak bilinen siyasi düşüncenin bir yansımasıdır. Halk egemenliği, bir devletin veya toplumun siyasi gücünün nihai olarak halktan kaynaklandığı ve halk tarafından kullanıldığı fikridir.
- Fransız Düşünürlerin Katkıları: 18. yüzyıl Fransız Aydınlanma Dönemi düşünürleri, modern siyasi düşüncenin temellerini atmışlardır. Seçeneklerdeki isimler de bu dönemin önemli figürleridir:
- A) Montesquieu: Güçler ayrılığı ilkesiyle tanınır. Yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrılmasını savunarak devlet gücünün kötüye kullanılmasını engellemeyi amaçlamıştır. Bu, egemenliğin dağıtılmasıyla ilgili olsa da, doğrudan egemenliğin kaynağını halka atfetmekten ziyade, mevcut gücün nasıl sınırlandırılacağı üzerine odaklanmıştır.
- B) Voltaire: İfade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü gibi bireysel hakların savunucusu olmuştur. Aydınlanmanın akılcılık ve hoşgörü ilkelerini yaymıştır. Ancak halk egemenliği teorisinin ana mimarı değildir.
- C) Jean-Jacques Rousseau: En önemli eseri "Toplum Sözleşmesi" (Du Contrat Social) ile tanınır. Rousseau, egemenliğin devredilemez ve bölünemez bir şekilde halka ait olduğunu savunmuştur. Ona göre, devletin meşruiyeti, halkın genel iradesine (volonté générale) dayanır. Halk, bir araya gelerek kendi kendini yönetme hakkını kullanır ve yasaları kendi iradesiyle koyar. Mustafa Kemal'in "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesi, Rousseau'nun bu "genel irade" ve "halk egemenliği" teorisiyle doğrudan örtüşmektedir.
- D) Denis Diderot: Aydınlanma'nın en önemli projelerinden biri olan "Ansiklopedi"nin (Encyclopédie) baş editörüdür. Bilginin yayılması ve akılcı düşüncenin teşvik edilmesi konusunda büyük rol oynamıştır. Ancak siyasi egemenlik teorisi alanındaki ana katkısı Rousseau kadar belirleyici değildir.
- Sonuç: Mustafa Kemal'in "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesinin teorik altyapısını oluşturan, halk egemenliği fikrini en güçlü ve kapsamlı şekilde savunan Fransız düşünür Jean-Jacques Rousseau'dur. Onun "Toplum Sözleşmesi" eseri, modern demokratik devletlerin temelini oluşturan halk egemenliği ve genel irade kavramlarını dünyaya tanıtmıştır.
Cevap C seçeneğidir.